Bu soruyu bana en çok, hayatında ilk kez şehir dışından mobilya alacak olanlar soruyor. Haklı bir tedirginlik: yüz binlerce liralık bir alışverişi, hiç görmediğiniz bir şehirdeki bir firmaya kapora vererek başlatıyorsunuz.
İnegöl'de doğdum, bu işin içinde büyüdüm. O yüzden cevabı hem dürüst hem eksiksiz vermek istiyorum — kendi firmamı savunan bir cevap değil, yerinizde olsam duymak isteyeceğim cevap.
Önce korkunun kendisi: abartılı
İnternette "İnegöl mobilya dolandırıcılığı" diye aradığınızda karşınıza çıkan tabloyla sektörün gerçek hâli aynı değil.
Kapora verdiğiniz mobilyacıya bir daha ulaşamama ihtimali, sokak arasında, bugün açık yarın kapalı bir yerden alışveriş yapmadığınız sürece pratikte yok. Kocaman bir mağazası, çalışanı, kirası ve vergi kaydı olan bir firma bir ay sonra ortadan kaybolmaz. Tek bir siparişteki kazanç için kurduğu düzeni bırakmaz.
Yani asıl mesele "İnegöl" değil. Asıl mesele kimden aldığınız.
Kimse yazmıyor ama riskin bir de ters yönü var
Bu iş anlatılırken hep alıcının riski konuşulur. Oysa sektörde yaşanan mağduriyetlerin çoğu ters yönde.
Müşteri kaporasını verir, ürün üretilir, teslim edilir — ve kalan ödeme hiç yapılmaz. Kimi telefonu açmaz, kimi her seferinde başka bir tarih verir. Yakın bir meslektaşımın yaşadığı olayda ürün teslim edilmiş, kalan bakiye "gelince veririm" denmiş, sonrasında müşteriye aylarca ulaşılamamış; adres bile boş çıkmış.
Bunu müşterilerden şikâyet etmek için anlatmıyorum. Şunun için anlatıyorum: mobilyacıların çoğunun ürünü sevkiyata çıkarmadan önce ödemeyi istemesinin sebebi budur. Alıcı tarafında bu kural çoğu zaman tuhaf, hatta güvensizlik işareti gibi görünür. Değildir; yaşanmış olayların sonucudur.
İki taraf da risk taşıyor. Güvenin kurumsal bir zemine oturmak zorunda olmasının sebebi tam olarak bu.
Alıcı olarak neye bakmalısınız
Korku listesi vermek kolay. Ben bunun yerine, sizin yerinizde olsam kendi bakacağım şeyleri yazayım.
1. Referans
Bu sektörde en güçlü sinyal hâlâ, o firmadan gerçekten alışveriş yapmış birinin adını verebilmektir.
2. Mağazanın nerede olduğu
Saygın bir mobilya AVM'sinde yer almak göründüğünden zordur. O merkezler kimi alacağını seçer, kirası ağırdır, kötü referansı olan uzun süre kalamaz. Bir firmanın yıllardır aynı merkezde, aynı konumda duruyor olması kendi başına bir referanstır.
3. Açık şirket unvanı
Faturayı kim kesiyor, vergi numarası ne, ticaret sicilinde görünüyor mu. Bunu söylemekten çekinen bir firmadan uzak durun.
4. Yazılı sipariş formu
Ne aldığınız, hangi ölçüde, hangi kumaşla, ne zaman teslim edileceği ve iptal koşulları yazılı olmalı. Sözle kurulan mobilya siparişi, iki taraf da iyi niyetli olsa bile sonradan anlaşmazlığa dönüşüyor.
5. Şikâyet geçmişi
Şikâyet olmaması değil, şikâyete nasıl cevap verildiği önemli. Hiç şikâyeti olmayan firma ya çok küçüktür ya da kayıtlarını temizlemiştir.
Bizim tarafımızda ne var
Selishome, Mobiliyum AVM'nin girişindeki ilk mağaza. 2016'daki açılıştan beri aynı yerdeyiz. Bu konumu övünmek için yazmıyorum; yıllardır orada kalabiliyor olmak, yukarıdaki listenin somut karşılığı olduğu için yazıyorum.
Şirket unvanımız, vergi bilgilerimiz, üç mağazamızın adresleri ve iletişim bilgileri sitemizde açık. Her siparişte yazılı form veriyoruz. Ürünü kendimiz seçiyoruz; kumaşına, iskeletine, sünger yoğunluğuna kendimiz bakıyoruz. Siparişten kuruluma kadar tek muhatap biziz.
Son söz
İnegöl, Türkiye'nin mobilya ürettiği yer. Çevirdiğiniz on kişiden beşinin bu işi yaptığı, rekabetin bu kadar sert olduğu başka bir şehir yok. O rekabet fiyatı da tasarımı da yukarı çekti.
Böyle bir yerde asıl soru "riskli mi" değil. "Kimden alıyorum ve bunu neye dayanarak biliyorum?"
Bu yazı size o soruyu sorduysa işini görmüş demektir.
Selishome hakkında: selishome.com/hakkimizda