Mobilya alırken en çok sorulan sorulardan biri: "Kaç yıl garantisi var?" Sektörün standart cevabı iki yıl. Ama bu rakam, çoğu insanın sandığı şeyi ölçmüyor.
Garanti süresi bir kalite ölçüsü değildir. Neyi ölçtüğünü anlatayım.
Garantiyi belirleyen iskelet değil, aşınan parçalar
Bir koltuk tek parça değil; ömürleri birbirinden çok farklı parçaların bir araya gelmiş hali.
Aşınan parçalar: sünger, kumaş, mekanizma, ray, menteşe. Bunlar kullanıldıkça eskir. Ne kadar oturduğunuza, evde kaç kişi yaşadığına, güneş alıp almadığına göre değişir.
Aşınmayan parça: iskelet. Ahşap gövde kullanılarak "tükenmez"; doğru yapılmışsa ve doğru kullanılıyorsa yerinde durur.
Garanti süresini belirleyen birinci gruptur. İki yıl, aşınan parçaların makul kullanımda sorun çıkarmayacağı süre olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden garantiye bakarak iskeletin kalitesi hakkında bir şey söyleyemezsiniz.
İskeletin gerçek ömrü çok daha uzun
Fırınlanmış kayın iskelet, doğru kullanıldığında pratikte ömür boyu dayanır. Bu abartı değil, malzemenin doğası.
Burada iki kelimeye dikkat: fırınlanmış ve doğru kullanılan.
Fırınlanmamış kereste nemini zaman içinde verir. Ahşap kurudukça büzüşür, birleşim yerleri gevşer, koltuk gıcırdamaya başlar. Bu mağazada anlaşılmaz; iki yıl sonra anlaşılır — yani tam da garantinin bittiği yerde.
"Doğru kullanım" kısmı ise şu dört şeyle ilgili:
- Taşıyabileceğinden fazla yük. Koltuğun üstüne çıkmak, kolçağa oturmak, çocukların zıplaması. İskelet belirli bir yükü dağıtacak şekilde hesaplanır; nokta yük bunu bozar.
- Nem. Rutubetli oda, ıslak zemin, bodrum kat. Ahşap nemi emer, birleşim yerleri açılır.
- Güneş. Doğrudan ve sürekli güneş hem kumaşı soldurur hem ahşabı kurutur.
- Uç sıcaklık farkları. Kışın ısıtılmayan, yazın çok ısınan bir ortamda ahşap sürekli genleşip büzüşür; bu hareket birleşimleri yorar.
Bu dördü yoksa iskelet kendi kendine kırılmaz. Sektörde bu konuda konuşurken kullandığım cümle şu: iskeleti düzgün kullanan biri otuz yıl sonra gelip "bu kendi kendine kırıldı" derse, bu benim sorunumdur. Otuz yıl, iskelet için uzun bir süre değil.
O zaman garanti niye var?
Garanti, ürünün ömrünü değil, üreticinin ve satıcının sorumluluğunu tanımlar. "Bu süre içinde çıkan imalat hatasını ben üstleniyorum" demektir.
Bu yüzden garanti süresine değil, iki şeye bakın:
Garantinin neyi kapsadığına. Mekanizma dahil mi? Kumaş dahil mi, yoksa sadece iskelet mi? "2 yıl garanti" yazan iki firmadan biri mekanizmayı kapsıyor, diğeri kapsamıyor olabilir.
Garantiyi kimin vereceğine. Bir sorun çıktığında arayacağınız numara kimin? Satıcı, üreticiye yönlendiriyorsa ve üretici de "bizde böyle bir kayıt yok" diyorsa, elinizdeki belge işe yaramaz. Garanti kâğıdın kendisi değil, arkasında duran firmadır.
Bir de şu var: "ömür boyu garanti"
Zaman zaman karşınıza çıkar. Dikkatli okuyun.
Çoğu durumda bu ifade iskelet için verilir ve ürünün tamamını kapsamaz. Yani sünger çöktüğünde, kumaş yıprandığında, mekanizma bozulduğunda geçerli değildir. Kapsamı sorulmadan imzalanan bir taahhüt, iki taraf için de sonradan sorun olur.
Bunu kimse aldatmak için yazmıyor; ama okuyan "her şey ömür boyu garantili" diye anlıyor.
Sonuç
Garanti süresine bakarak kalite ölçemezsiniz. Kaliteyi ölçen sorular başka:
- İskelet fırınlanmış kereste mi?
- Sünger kaç yoğunlukta?
- Kumaşın aşınma dayanımı (Martindale) kaç?
- Mekanizma garantiye dahil mi?
- Bir sorun çıkarsa kimi arayacağım?
Bu beş sorunun cevabını verebilen bir satıcı, iki yıllık garantiden çok daha fazlasını söylemiş olur.
Garantide nelerin yazılı olması gerektiğini ayrıca anlattım: Mobilya garantisi ve satış sonrası