EN ← Ana Sayfaya Dön
20.09.2026

Acara dağlarından İnegöl'e: ailemin 150 yıllık ağaç işi

Acara dağlarından İnegöl'e: ailemin 150 yıllık ağaç işi

Mobilya işinde ne kadardır olduğumu soranlara "doğduğumdan beri" diyorum, abartı sanılıyor. Abartı değil. Ailem yaklaşık 150 yıldır ağaçla uğraşıyor ve bu süre boyunca yaptığımız iş üç kez şekil değiştirdi.

Bunu bir övünme yazısı olsun diye değil, mobilya alacak insanın karşısındakini tanıması işe yaradığı için yazıyorum. Kimden aldığınızı bilmek, bu sektörde fiyattan önce gelir.

Acara dağlarında oduncu bir aile

Hikâye İnegöl'de değil, Acara dağlarında başlıyor. Bugün Gürcistan sınırları içinde kalan, sırtı ormana dönük bir coğrafya. Büyük büyük dedem orada odunculuk yapıyordu.

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra — bizde 93 Harbi diye bilinir — aile savaş göçmeni olarak Anadolu'ya geçti ve İnegöl'e yerleşti. Yanlarında ne getirdiklerini bilmiyorum; getirebildikleri tek şeyin bildikleri iş olduğunu biliyorum.

Bir göçmen ailenin yeni bir şehirde tutunmak için yapabileceği en mantıklı şey, zaten bildiği işi yeniden kurmaktır. Onlar da öyle yaptı. İnegöl'ün çevresi ormandı; odunculuk buraya da yetti.

Odun, kereste, mobilya: her kuşak bir adım ileri

Sonraki kuşaklarda iş hep aynı malzemenin etrafında kaldı ama her seferinde bir basamak yukarı çıktı.

Dedemin babası İnegöl'de odunculuğu sürdürdü. Dedem odunu kereste yapmaya başladı — yani hammaddeyi kesip ölçülü, satılabilir bir malzemeye çevirmeye. Babam keresteyi mobilyaya çevirdi.

Bu üç adım kulağa basit geliyor ama her biri ayrı bir zanaat, ayrı bir müşteri, ayrı bir risk. Ağacı ormandan çıkarmakla, onu doğru kurutup düzgün kesmek aynı iş değil. Kereste kesmekle, insanların evine girecek bir ürün yapmak hiç değil.

Bugün bir koltuğun iskeletine bakıp "bu kereste fırınlanmamış, iki yıl sonra gıcırdar" diyebiliyorsam, bunu bir eğitimde öğrenmedim. Evde konuşulan konu buydu.

İnegöl neden mobilya şehri oldu

Aynı dönemde İnegöl'ün tamamı benzer bir yol izledi. Ormanla çevrili bir kasabada önce kereste, sonra atölyeler, sonra fabrikalar çıktı. Bugün İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası'nın kayıtlarında mobilya ile ilgili meslek kollarında iki binden fazla aktif işletme var.

Bu yoğunluğun iki sonucu oldu. Birincisi rekabet: aynı sokakta kırk tane aynı işi yapan varsa, kötü ürün uzun yaşamaz. İkincisi bilgi: burada büyüyen insan, hangi kumaşın kaç yıl dayandığını, hangi mekanizmanın erken bozulduğunu konuşarak öğrenir.

Türkiye'nin mobilyası büyük ölçüde burada yapılıyor. Markaların çoğu ise başka şehirlerde. Bu bana hep tuhaf gelmiştir — üretim burada, adı başka yerde.

2020: aynı iş, yeni bir kapı

2020'de bu birikim Selis Koltuk Mobilya A.Ş. çatısı altında Selishome markasıyla bir araya geldi. Selishome aile işimiz; bugün markayı ben yürütüyorum.

Bir şeyi açıkça söyleyeyim, çünkü sektörde sık sık yanlış anlaşılıyor: biz mağazacıyız. Ürünlerimizi İnegöl'deki atölyelerden alıyoruz.

Bunu saklamaya çalışmıyorum, çünkü saklanacak bir tarafı yok. Üretici bir ya da birkaç model yapar; kırk modeli yan yana koyup karşılaştıramazsınız, salonunuzun ölçüsünü sizinle konuşmaz, teslimatı takip etmez, altı ay sonra bir mekanizma bozulduğunda arayacağınız numara olmaz.

Bizim işimiz tam da orada: doğru ürünü seçmek ve arkasında durmak. Kataloğa giren her model önce kendi mağazamızda durur; kumaşına, iskeletine, sünger yoğunluğuna kendimiz bakarız. Beğenmediğimizi satmayız.

Ailemin 150 yılda biriktirdiği şey bir fabrika değil, ağaca bakınca ne olduğunu anlama alışkanlığı. Bugün onu ürün seçerken kullanıyorum.

Bugün ne yapıyoruz

Üç mağazamız var: İnegöl Mobiliyum AVM, İstanbul Pendik Home City AVM ve Antalya. Bunun yanında selishome.com üzerinden Türkiye'nin her yerine kurulumuyla teslimat yapıyoruz.

Mobilya sattığımız kadar, sattığımız işin sistemini de kendimiz kuruyoruz: siparişin girildiği, üretimin takip edildiği, sevkiyatın ve satış sonrasının yürüdüğü yazılım bizim. Bu sektörde alışılmış bir şey değil ama sebebi basit — müşteriye "sipariş nerede" diye sorulduğunda cevabın tek bir yerde durması gerekiyor.

Neden anlatıyorum

Mobilya, insanların on yılda bir aldığı, pahalı ve geri dönüşü zor bir alışveriş. Böyle bir alışverişte insanın en çok istediği şey, karşısındakinin kim olduğunu bilmek.

Beş kuşaktır aynı malzemeyle uğraşan bir ailenin bugünkü halindesiniz. Bundan önce ne yaptığımız ortada; bundan sonra da aynı şehirde olacağız.

Bu benim için en güçlü referans. Kimse 150 yıllık bir alışkanlığı bir kampanyayla satın alamaz.


Ceyhun Yaprak

İnegöl'de doğdum; ailem yaklaşık 150 yıldır ağaçla uğraşıyor. Aile işimiz olan Selishome'u bugün ben yürütüyorum. Mobilya perakendesini, fiyatın nasıl kurulduğunu ve müşterinin neye göre karar vermesi gerektiğini buradan yazıyorum.

Diğer yazılar

20.09.2026 Türkiye'nin mobilyası İnegöl'de yapılıyor, peki markalar neden başka şehirlerde? 20.09.2026 İnegöl'den mobilya almak riskli mi? Sektörün içinden dürüst bir cevap 13.09.2026 Aynı koltuk neden bir mağazada 60, diğerinde 95 bin lira?

← Ana Sayfaya Dön